Londra, dünyanın en prestijli üniversitelerine ev sahipliği yapan, kültürel çeşitliliği ve enerjisiyle büyüleyen bir şehir. Bu metropolde öğrenci olmak; sadece derslerle değil, şehrin sunduğu sayısız deneyimle de kendini yeniden keşfetmek demek. Ancak, akademik fırsatlar kadar bütçe yönetimi ve günlük hayatın dinamikleri de bu yolculuğun bir parçası.
Yüksek lisans programlarının ücretleri £15,000-£35,000 arasında değişiyor ve bu, yalnızca başlangıç! Ama Londra’nın sunduğu her fırsat, her köşebaşında karşılaştığın kültürel zenginlik ve her yeni deneyim, bu yatırımın karşılığını fazlasıyla veriyor.
Bu röportajda, Londra’da yüksek lisans yapma hayalini gerçeğe dönüştüren Nilgün ile bir araya geldik. Hem akademik hem de kişisel gelişim açısından yaşadığı deneyimleri ve şehrin öğrencilere sunduğu fırsatlar üzerine konuştuk. Londra'da aldığı eğitimin kariyer yolculuğuna ve hayata bakış açısına nasıl yön verdiğini ondan dinledik.
Bu değerli röportaj için Nilgün’e çok teşekkür ediyorum.
Londra’da Yüksek Lisans Yolculuğu
Sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Merhaba, ben Nilgün. Azerbaycanlıyım ve normalde Bakü'de yaşıyorum. Londra'ya yüksek lisans için gittim. Yüksek lisansımı International Commercial Law üzerine City, University of London'da yaptım. Daha önce, Azerbaycan Bakü'de ADA Üniversitesi'nde hukuk eğitimi almıştım.
Üniversiteyi bitirir bitirmez yüksek lisansa başvurdum ve hayallerimin şehri Londra’da mükemmel bir yıl geçirdim. Kendimce sevdiğim şeyleri paylaştığım bir Instagram hesabım var. Genelde hayatımla ilgili şeyler paylaşarak, hesabımı daha çok günlük gibi kullanıyorum.

Londra’da yüksek lisans yapmaya nasıl karar verdiniz?
Ben zaten küçüklüğümden beri İngiltere'ye dil okullarına gidiyordum ve hep eğitimimin bir kısmını İngiltere'de almak istemiştim. Hayallerimde hep İngiltere olduğu için ilk tercihim doğal olarak Londra oldu.
Zaten yüksek lisans yapmayı düşünüyordum ve ailemin desteğiyle bu hayalim gerçeğe dönüştü. Benim için yüksek lisans bitirmek, eğitimi tamamlama anlamına gelen önemli bir adım ve iş hayatında çok değerli bir yere sahip olduğunu düşünüyorum.
Kariyerim açısından, yüksek lisansın bana güzel kapılar açacak bir deneyim olacağına inanıyorum.
Okulunuzu seçmenizin özel bir sebebi var mıydı?
Okulum, daha önce belirttiğim gibi City, University of London'dı. Bu okulu büyük bir istekle tercih ettim. City Law School’u seçmemin en büyük nedenlerinden biri, akademik mükemmeliyeti, Birleşik Krallık’ın en prestijli hukuk okullarından biri olması ve Londra’daki konumunun sağladığı avantajlardı.
Ayrıca, okulun sunduğu geniş hukuk programları ve uluslararası perspektif benim için büyük bir artıydı. Bu okulda eğitim almanın kariyerim için en doğru seçimlerden biri olduğuna inanıyorum.
Alternatif olarak Queen Mary University of London (QMUL) üzerinde de düşünmüştüm. Ancak, son kararı verirken City Law School’un sunduğu eğitim fırsatlarını daha çok sevdim ve bu nedenle City’yi tercih ettim.
Londra’da yüksek lisans yapmanın en büyük avantajları neler?
Londra’da yüksek lisans yapmak başlı başına harika bir deneyimdi; ancak tanıştığım insanlar ve şehrin sunduğu güzellikler bu deneyimi iki kat daha özel kıldı. Zaten Londra’ya âşık biri olarak, her gün farklı yerleri keşfetmek, arkadaşlarımla vakit geçirmek ve farklı kültürlerden insanlarla tanışmak benim için çok değerliydi.
Şehir, kendine has atmosferiyle zaten büyüleyici. Pek çok insan İngiltere’nin havasını sevmezken, ben yağmurlu havada yürümeyi gerçekten çok seviyordum.
Ayrıca belirtmeliyim ki, Bakü’de yaşarken ailemle birlikte yaşıyordum ve Londra’da ilk kez kendi evimde yaşama fırsatım oldu. Kendi başıma bazı problemlerle başa çıkmam gerekti ve bu süreç, problem çözme yeteneğimi ve yaklaşım tarzımı büyük ölçüde geliştirdi.
Bu nedenle, Londra’da geçirdiğim süre sadece akademik anlamda değil, kişisel gelişim açısından da bana çok şey kattı. İnsanların bazı şeyleri yalnız başlarına deneyimlemeden gerçekten büyüyemeyeceklerine inanıyorum ve bu deneyim bana bunu fazlasıyla gösterdi.

Bir yüksek lisans öğrencisi olarak Londra’da bir gününüz nasıl geçiyor?
Derslerim genellikle sabah erken saatlerde başlıyordu. Bu yüzden her sabah erken kalkıp hazırlanır, yol üzerinde küçük bir kahve molası verirdim. Ardından derslere girerdim. Bazı günler derslerim geç başlıyorsa, sabahları Notting Hill’de yürüyüş yapmaya çıkardım. Bunu neredeyse her gün yapmaya çalışırdım; benim için bir nevi rutin haline gelmişti.
Derslerden sonra genellikle arkadaşlarımla plan yapardık. Birlikte bir yerlere gider, önceden belirlediğimiz aktiviteleri gerçekleştirirdik. Bu bazen bir müze ziyareti olurdu, bazen de sadece küçük bir kahve buluşması...
Eve döndüğümde, derslerin videolarını izleyip notlar alırdım. Günün geri kalanında ise dizi izler, film seyreder ya da kitap okurdum. Genellikle günlerimi dolu dolu geçirmeyi, anılar biriktirmeyi çok sevdiğimden, dışarı çıkmasam bile mutlaka arkadaşlarımla evde buluşur, birlikte bir şeyler izler veya sohbet ederdik.
Tek başıma yaşamak, günlük hayatın her alanında daha planlı ve disiplinli olmamı sağladı. Dersler, iş hayatı ve sosyal yaşam arasında denge kurmayı öğrendim. Özellikle akademik yoğunluğa rağmen kendi düzenimi sağlayabilmek, zaman yönetimi becerilerimi oldukça geliştirdi.
Londra’da yaşam maliyetleri bir öğrenci için nasıl yönetilebilir?
Genel olarak Londra pahalı bir şehir; ancak harcamalarınızı doğru planlarsanız zorlanacağınızı düşünmüyorum. Çoğu yer öğrencilere indirim sağlıyor—müzelerden gezilecek yerlere kadar birçok yerde öğrenci avantajlarından faydalanabilirsiniz.
Barınma: Londra’da ev bulmak oldukça zor. Bu yüzden iyi bir araştırma yapmanızı öneririm. Önceden kendi ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi belirleyip, ev sahipleriyle detaylıca konuşmak çok önemli. Özellikle birkaç kişiyle yaşayacaksanız veya host aile gibi bir evde kalmayı düşünüyorsanız, sonradan sorun yaşamamak için şartlarınızı en baştan netleştirmenizi tavsiye ederim.
Ulaşım: Ulaşım için metro, otobüs veya Uber’i tercih edebilirsiniz. Londra’da Oyster Card almanız ulaşımı hem daha kolay hem de daha ekonomik hale getirir. Öğrencilere özel indirimler sağlıyor ve kullanımı oldukça pratik.
Metro veya otobüs kullanırken banka kartınızı veya Apple Pay uygulamasını da kullanabilirsiniz. Ancak burada dikkat etmeniz gereken önemli bir detay var: Aynı banka kartını hem girişte hem de çıkışta okutmayı unutmayın. Farklı kart kullandığınızda ceza ödemek zorunda kalabilirsiniz.
Ulaşım konusunda Google Maps ve Citymapper uygulamalarını indirmenizi öneririm. Bu uygulamalar, gideceğiniz adresi yazarak en kolay ve en ekonomik ulaşım seçeneklerini görmenizi sağlar.
Yeme-İçme: Yeme-içme konusunda bütçenize uygun marketleri tercih edebilirsiniz. Londra’da birçok Türk marketi ve Türk restoranı bulunuyor. Benim favori Türk restoranlarım Yamabahçe ve Portobello Road üzerindeki Fez Mangal. Her ikisinde de çalışanlar Türk ve yemekler gerçekten çok lezzetli.
Eğer farklı restoranlar denemek isterseniz:
Chiltern Firehouse
Bacchanalia
Sketch
Duck and Waffle
La Maison Ami
Bu mekanlara vakit bulursanız mutlaka uğramanızı öneririm.
İngiltere’deki okullar iş bulma konusunda öğrencilere destek sağlıyor mu?
Aslında okullar, öğrencilerin iş bulmalarına yardımcı olmaya çalışıyor. Özellikle kariyer merkezleri, staj olanakları ve mezuniyet sonrası iş bulma desteği sunarak öğrencilere rehberlik ediyorlar. Ancak bu süreçte başarılı olabilmek için çok iyi bir CV’nizin ve güçlü referanslarınızın olması gerekiyor.
Okulumda kariyer merkezi oldukça aktifti ve çeşitli etkinlikler düzenliyordu. Networking etkinlikleri, kariyer danışmanlık hizmetleri ve iş bulma platformları gibi birçok fırsat sunuyorlardı. Ancak yine de iş bulmanın çok kolay olduğunu söyleyemem.
Staj olanakları açısından ise daha fazla seçenek bulunuyor. Özellikle kısa süreli veya proje bazlı staj imkanları öğrencilere hem deneyim kazandırıyor hem de iş dünyasıyla erken tanışma fırsatı sunuyor.
İngilizce konusunda bir zorluk yaşadınız mı?
Ben İngilizce konusunda herhangi bir zorluk yaşamadım. Gitmeden önce İngilizcem zaten iyi bir düzeydeydi. Bence İngiltere’ye gitmek için İngilizcenizin çok yüksek olmasına gerek yok. Zaten orada insanlarla konuşarak ve günlük hayatın içinde pratik yaparak dilinizi kolayca geliştirebilirsiniz.
Londra gibi çok kültürlü bir şehirde bulunmak bu süreci daha da kolaylaştırıyor. Şehirde yaşayan insanların büyük bir kısmı farklı ülkelerden geldiği için İngilizce genellikle onların da ana dili değil. Bu da dili öğrenme ve pratik yapma sürecini daha az stresli hale getiriyor.
En önemli tavsiyem, asla konuşmaktan çekinmeyin. Hiç kimse, kendi ana dili olmayan bir dili kusursuz bir şekilde konuşmak zorunda değil. Hatalar yapa yapa öğrenmek hem en doğal hem de en etkili yöntem.
Londra’daki sosyal yaşam ve öğrenci toplulukları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Genelde okulların kendi ülke toplulukları bulunuyor ve bu topluluklar sık sık etkinlikler düzenliyor. Bu sayede hem kendi ülkenizden gelen insanlarla kaynaşabilir hem de yeni kişilerle tanışabilirsiniz.
Ayrıca, farklı ülkelerin topluluklarına da üye olabilirsiniz. Böylece farklı kültürlerden ve ülkelerden gelen insanlarla tanışma fırsatı bulabilirsiniz. Bu, hem sosyal çevrenizi genişletmek hem de farklı bakış açıları kazanmak için harika bir fırsat.
Bunun dışında büyükelçiliklerin düzenlediği etkinlikler de sosyal yaşamınıza katkı sağlayabilir. Ben, Azerbaycan Büyükelçiliği'nin etkinliklerine katılıyordum. Bu etkinlikler hem çok keyifliydi hem de hem ülkemden hem de farklı ülkelerden gelen insanlarla tanışma fırsatı sunuyordu.
Londra’da yüksek lisans yapmak size nasıl bir vizyon kattı?
İlk olarak, yalnız yaşamaya alışmak özgüvenimi oldukça olumlu yönde etkiledi. Sorunlara kendi reaksiyonumu ve çözüm şeklimi geliştirdim. Ailemi ve arkadaşlarımı ne kadar çok sevdiğimin farkına vardım. Hani küçük bir şey olur da ilk ailenle paylaşmak istersin ya, işte onun değerini Londra’da çok iyi anladım. Bazen insan, elindekilerin değerini ancak uzaklara gidince anlayabiliyor.
Londra’da yaşamak, insan ilişkilerimi de olumlu yönde etkiledi. Yeni bir şehre taşındığınızda, çevre edinmeden kendinizi yalnız hissetmeniz kaçınılmaz. Bu nedenle, insanlarla iletişim kurmayı öğrenmek ve yeni insanlarla tanışmak benim için bir gereklilik haline geldi. Bu süreç, sosyal becerilerimi geliştirmemi ve farklı kültürlerden insanlarla daha rahat iletişim kurabilmemi sağladı.
Londra gibi çok kültürlü bir şehirde yaşamak, farklı yaşam tarzlarını ve bakış açılarını yakından tanımama olanak sağladı. Farklı kültürlerden insanlarla günlük hayatta etkileşimde bulunmak, hem empati yeteneğimi geliştirdi hem de dünya görüşümü genişletti. Farklı milletlerden arkadaşlar edinmek, bana yeni bakış açıları kazandırdı ve genel olarak kültürel adaptasyon sürecimi hızlandırdı.
Kariyer açısından ise Londra’da edindiğim deneyimler bana büyük bir avantaj sağladı. Ülkeme döndüğümde yalnızca bir yüksek lisans diplomasıyla değil, aynı zamanda uluslararası bir perspektife, geliştirilmiş becerilere ve daha güçlü bir CV’ye sahip olarak döndüm. Kendimi hem akademik hem de profesyonel anlamda çok daha donanımlı hissediyorum ve bu deneyimin kariyerime önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.
Son olarak, bu süreçte kendimi keşfetme şansı yakaladım. Hangi alanlarda başarılı olduğumu, nelere ilgi duyduğumu ve hangi yönlerimi geliştirmem gerektiğini fark ettim.

Londra’da öğrenci olmanın en zorlayıcı yanı neydi?
Londra’da öğrenci olmak birçok açıdan harika bir deneyim olsa da, bazı zorluklarla karşılaşmak kaçınılmazdı.
Beni en çok şaşırtan şeylerden biri, hırsızlık olaylarının bu kadar yaygın olmasıydı. Londra, büyük bir şehir olduğu için diğer şehirlerle kıyaslandığında hırsızlık olayları daha sık yaşanabiliyor. Şehirdeki hırsızlık olaylarının çoğu genellikle küçük çaplı oluyor; örneğin çanta çalınması veya telefon hırsızlığı gibi. Özellikle kalabalık alanlarda, turistik bölgelerde, metrolarda ve toplu taşıma araçlarında dikkatli olmanızı öneririm. Bakü’de hırsızlık hiç alışık olmadığım bir durumdu; bu nedenle Londra’dayken sürekli çantamı kontrol ederdim.
Ulaşım sistemi de başlangıçta karmaşık gelebiliyor. Özellikle metro ve otobüs hatları çok yoğun olabiliyor ve bazen bekleme süreleri uzayabiliyor. Başlangıçta alışmak biraz zor olsa da, zamanla şehrin ulaşım dinamiklerine adapte oldum. Aslında yeni bir rutin olarak her yere yürüyerek gitmek benim için harika bir deneyim oldu ve bu durum bir süre sonra günlük rutinimin doğal bir parçası haline geldi.
Beni en çok zorlayan bir diğer konu ise hızlı tempolu yaşam oldu. Londra’da hayat inanılmaz bir hızda akıyor ve herkesin bir yere yetişme telaşı içinde olması başlangıçta biraz zorlayıcıydı. Özellikle metro kullanırken insanların aceleci ve mesafeli tavırları, ilk başta soğuk bir atmosfer gibi gelse de, zamanla bunun şehrin dinamiği olduğunu anladım. Bakü’de ise hayat daha sakin; bu yüzden Londra’nın temposuna alışmam biraz zaman aldı.
Genel olarak, adaptasyon sürecim bazı zorluklarla başlamış olsa da, zamanla şehrin ritmine ayak uydurdum ve bu deneyim bana çok şey kattı.
Londra’ya gelen bir öğrenciye ne tavsiye edersiniz?
Bu deneyimi dolu dolu ve keyifle yaşamanızı öneririm. Çünkü elinize böyle bir fırsat geçtiyse, bunu en güzel şekilde değerlendirmeniz gerekiyor. Yaptığınız ve yapmadığınız her şey, ileride size sadece birer anı olarak kalacak.
Arkadaş edinmekten asla çekinmeyin. Çünkü Londra’ya gelen çoğu kişi zaten bu şehirde yeni ve sizinle aynı zorlukları yaşıyor—sadece bazıları bunu dışa vurmuyor. İnsanlarla iletişim kurmaktan, yeni dostluklar kurmaktan korkmayın.
Derslerinize odaklanın ama şehri keşfetmeyi de ihmal etmeyin. Küçük şeyler için stres yapmanıza hiç gerek yok; problemler zaten bir şekilde çözülür.
Londra'ya gelmeden önce kendinizi yağmurlu havalara mental olarak hazırlayın. Şehrin havası genellikle kapalı ve güneş nadiren kendini gösteriyor. Ancak bunun sizi olumsuz etkilemesine izin vermeyin. Çünkü hava koşulları, farkında olmasak bile ruh halimizi çok etkileyebiliyor.
Mutlaka farklı müzeleri ziyaret edin ve değişik deneyimler yaşayın. Londra o kadar büyük ve zengin bir şehir ki, bir yıl bile onu tam anlamıyla keşfetmek için yeterli değil.
Ve en önemlisi, neden bu yola çıktığınızı asla unutmayın. Mesafe bazen insanlara yeni bir hayata başlamaları için verilen bir şanstır. Bu şansı nasıl değerlendireceğiniz tamamen size bağlı. Deneyiminiz iyi ya da kötü geçebilir; bu dünyanın sonu değil ve hayat her zaman devam ediyor.
Hepinize başarılar diliyorum! Bu güzel yolculuğunuzda hem akademik hem de kişisel olarak harika deneyimler yaşamanızı dilerim.
🎓 Editörün Notu: Hayallere Giden Yolda Londra 🌍
Nilgün’ün anlattıklarından da anlıyoruz ki, Londra’da yüksek lisans yapmak sadece akademik anlamda değil, kişisel gelişim açısından da benzersiz fırsatlar sunuyor. Yabancı bir şehirde kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmek, farklı kültürlerle iç içe yaşamak ve dünyanın dört bir yanından gelen insanlarla tanışmak, bu deneyimi unutulmaz kılıyor.
Eğer sen de Londra’da yüksek lisans yapmayı düşünüyorsan, öğrenci olarak yaşam maliyetlerini de göz önünde bulundurmanda fayda var.
💡 Londra’da Yaşam Maliyetleri:
Londra’da yaşam maliyetleri, kişisel tercihlere ve yaşam tarzına göre değişkenlik gösterebilir. Imperial College London'ın 2024-2025 rehberine göre, üç farklı bütçe aralığı mevcut:
Temel İhtiyaçlarla Yaşamak (£1,315/ay):Bütçeni korumak istiyorsan, üniversite yurtlarını tercih edebilir, yemeklerini evde hazırlayabilir ve toplu taşımayı akıllıca kullanabilirsin.
Konforlu Bir Yaşam (£1,640 - £1,764/ay):Londra’nın sunduğu kültürel etkinliklere katılmak ve dışarıda daha sık yemek yemek için ideal bir bütçe.
Rahat Bir Yaşam (£2,052/ay):Özel konaklama, restoran deneyimleri ve sık seyahat etmek isteyenler için uygun bir aralık.
Londra’da geçireceğin bu dönem, sadece akademik başarını değil, hayatına katacağın yeni deneyimleri ve biriktireceğin unutulmaz anıları da şekillendirecek. Yolun aydınlık, hayallerin rehberin olsun.
Bahar
Comments